Uzmanlardan ailelere “Bebek ergenliği” uyarısı

   2026 Tarihli Haber
  Ekleyen : Yazar
  Yorum Yok

Bebeklerin özgürleşmeye ve kişilik kazanmaya başladığı 1,5 ile 3 yaş arasındaki ağlama, bağırma gibi negatif durumların, gençlerdeki ergenlik dönemine benzediği, ailelerin bebeklere karşı bu dönemde daha sabırlı ve kararlı davranması gerektiği bildirildi.

Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Kılınç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bebeklerin 1,5 yaşından itibaren yürüme, konuşma, kendi başlarına yemek yeme gibi bazı alışkanlıklar kazandığını hatırlattı.

Bu süreçte çocukların özgürlüklerini kazanmasıyla kişiliklerinin de oluşmaya başladığını dile getiren Kılınç, bebeklerin bu süreçte kendini ispatlamaya çalıştıklarını anlattı.

Bebeklerin 3 yaşına kadar süren ve tıpta “negatif olma” dönemi diye nitelendirilen süreçte, bağırma, ağlama ve istekleri yerine getirilmediğinde elindekini fırlatma gibi bazı olumsuz davranışlar sergilediğini anlatan Kılınç, “Bu olumsuz davranışlar, 1,5 ile 3 yaş arasındaki hemen hemen tüm çocuklarda görülür. Özellikle ilk çocuğu olan ailelerde de bu durum şikayet edilen ve aileleri huzursuz eden bir dönem olarak dikkati çekiyor. Aslında bebeklerin bu dönemi, gençlerin ergenliğiyle de benzeşiyor” dedi.

Ebeveynlerin ruh sağlığı ve sosyal çevresi açısından düzgün bir birey yetiştirebilmeleri için bu dönemin önemli bir süreç olduğuna işaret eden Kılınç, bu süreçte yapılacak olumlu veya olumsuz tutumların, çocukların gelecekteki kişiliklerine aynı oranda etki edeceğini, bir araya geldikleri ebeveynlere bu konuda gerekli uyarılarda bulunduklarını belirtti.

Ailelerin en çok şikayet ettiği konuların başında, çocukların inatlaşması, ağlaması, bağırması ve ellerine aldıkları cisimleri fırlatmalarının geldiğini ifade eden Kılınç, inatlaşma konusunda bebeğin dikkatinin başka bir yöne çekilmesi gerektiğini, inatlaşma konusu üzerinde uzlaşma sağlanamıyorsa, çocuğun hoşlandığı herhangi bir konu üzerinde konuşarak, inatlaşmadan vazgeçilmesini sağlamak gerektiğini kaydetti.

Çocukların ağlamalarında ailelerin payının daha fazla olduğunu savunan Kılınç, ”Bebekler, ağlamayı bu dönemde koz olarak kullanıyor. O yüzden ailelerin kararlı olması gerekiyor. Eğer çocuğun istediği şey yapılabilirse bebeğin ağlamasını beklemeden yapmak gerek. Fakat olmayacak bir şeyse de ağladığında kararlı şekilde, istediği şeyin neden olmayacağını anlatmak gerekiyor. Belki çocuk isteklerinin ağladığında bile yapılmadığını 3-5 kez gördüğünde daha fazla ağlayacak ama devamında ağlasa da istediği şeyin olmayacağını görecek ve ağlayarak eline bir şey geçmeyeceğini fark edecek. Dolayısıyla ağlama alışkanlığını terk edecek” diye konuştu.

Kılınç, fırlatma konusunda ise ailelerin bebekleriyle konuşarak çözüm bulabileceğini, “yapma-etme” diye kesin ifadeler yerine, fırlatma eylemi devam ettiğinde oluşabilecek kazaların bebeğe anlatılması gerektiğini kaydetti.

– “Gözlerinin içine bakıp, anlatın”

Halk arasında bebeklerin bu dönemde çok şeyi anlamayacağı ve bilemeyeceği yönünde kanı oluştuğunu ancak bunun gerçeklerle örtüşmediğini vurgulayan Kılınç, “1,5-3 yaşındaki bebekler, sanılanın aksine tahmin edemeyeceğimiz kadar şeyi anlayıp, seziyor ve biliyor. O yüzden ‘bilmez’ demeyin. Her şeyin farkındalar” dedi.

Ebeveynlere çocuklarıyla konuşma tavsiyede bulunan Kılınç, sözlerini şöyle tamamladı:

“Avrupa’da hemen her fırsatta dile getiren ‘iletişim kurarken gözlerinin içine bakın’ söylemi, bu dönemdeki çocuklar için daha etkili oluyor. Çünkü çocuklar gözlerinin içine bakıldığında, sevginizi, şefkatinizi, kızgınlığınızı daha iyi hissediyor. O yüzden bebekler dilinizden çıkanları kavrayamasa bile gözlerinizden hissediyor. Her zaman ailelerin çocuklarının gözlerinin içine bakarak, olayları anlatması gerekiyor. Bu konuda çocuklar sabırsız olabilir, dediklerinizi tekrarlatabilir. Fakat ailelerin sabırlı ve kararlı şekilde anlatmak istediğini gözlerine bakarak dile getirmesinde yarar var.”

Diğer Haberler

Kalp krizi ölümü kadınlarda daha fazla

Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, kalp krizinin kadınl...

Sağlıklı gözler için neler yapılmalı?

En titiz organlardan biri bulunan gözlerimiz, çoğu şahıs yönünden ihmal edilen s...

Domuz gribi hastalarına yapay akciğerli tedavi

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinde, "yapay akciğer" k...

'Tarama 15 dakikanızı, kanser hayatınızı alır'

Kırşehir'de, 15 dakika süren taramalara katılan 40 yaş üstündeki 4 bin 150 kadın...

Mide Yanmasını Söndüren Gıdalar

Yanma hissi genellikle yemekten önce veya yemekten 1-2 saat sonra hissedilmekted...

Yeşil Tüket Hastalığı Yok Et

Değişen hava, yaşanan yoğun stres, uykusuzluk ve dengesiz beslenme bağışıklık si...

Öksürüğün Geçmesi İçin Neler Yapılabilir?

Öksürükler, tahriş edici maddeleri ve vücuttaki enfeksiyonları temizlemede rol o...

Hiç karşılaşmadığı kuzeni sayesinde hayata tutundu

Karaciğer yetmezliği sebebiyle 4 senedir doku nakli olmayı bekleyen ve hastalığı...

"Hava 35" 3 bin 352 hayat kurtardı

Sağlık Bakanlığının 2009'da hizmete aldığı ambulans helikopterler, ülkenin dört ...

Konya’da Psikolojik Destek ve Çözüm Arayanlar İçin Güvenilir Bir Adres

Konya, Türkiye'nin önemli şehirlerinden biri olarak, sadece tarihi zenginliği ve...

Moderna Aşısını Yaptıran 2 Kişi Hayatını Kaybetti

Japonya'da iki kişinin, kullanımı durdurulan Moderna serisinden yeni tip koronav...

Yıllardır Tedavi Gören Adam Hastaneye Sazlı Sözlü Beste Yaptı

Halk ozanı emekli öğretmen Hilmi Özdemir, yaşadığı çoklu sağlık sorunu nedeniyle...

Kastamonu'da Tarım İlacı Dehşeti: Kiraz Yiyen Çiftten Acı Haber

Kastamonu'nun Tosya ilçesinde tarımsal ilaçlama yapılan bir ağaçtan topladıkları...

Gripten korunmanın yolları neler?

Kış aylarının en mühim hastalıklarından bulunan gripten korunmak amacıyla şahsi ...

Türkiye'de tehlikeli grip salgını mı var?

Kışın tesirini göstermesiyle başlayan ve mart sonuna kadar devam etmesi beklenil...