“Sistem çoktan seçmeli adam yetiştiriyor”

   2018 Tarihli Haber
  Ekleyen : Yazar
  Yorum Yok

Yazar Osman Çeviksoy, Türkiye’nin eğitim sisteminin artık düşünen adam yetiştirmediğini belirterek, “Sistem çoktan seçmeli adam yetiştiriyor. Yani sıfır bilgi ile girseniz beş şıklıysa yüzde 20 şansınız var. Konuyu hiç bilmiyorsunuz, atıyorsunuz yüzde 20 tutturma şansınız var” dedi.

Hikaye ve roman türlerinde 13 esere imza atan Osman Çeviksoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk hikayeciliğinin çok eskilere dayandığını ve gelenek olarak yaşadığını dile getirdi.

Hikayeciliğin geçmişine değinen Çeviksoy, “Avrupai tarzda roman yeni ama romanı da ileriye doğru götürmek istersek, mesneviler bizde roman ihtiyacını karşılıyor. Çünkü ben büyüklerimden de dinledim köylerde bile özellikle uzun kış gecelerinde ve ramazanın kış mevsimine rastladığı gecelerde, bilen birisi tarafından, genellikle imam veya öğretmen olabilir, mesnevi okumaları vardı. Her gece okunurdu. Kalınan yer işaretlenir ertesi gece, teravih namazlarından sonra oradan başlanır ve devam edilirdi” diye konuştu.

– “İnsanımıza ‘sen düşünme, sen muhakeme etme’ deniliyor”

Çeviksoy, Türkiye’de hikaye yazarlığının ve sanatının gerilediğini söyleyerek, “Bu gerilemede benim gördüğüm en büyük sebeplerden birincisi, eğitim sistemimizdeki değişiklik. Artık eğitim sistemimiz düşünen adam yetiştirmiyor maalesef. Çoktan seçmeli adam yetiştiriyor. Sıfır bilgi ile girseniz, soru beş şıklıysa yüzde 20 şansınız var. Atıyorsunuz yüzde 20 tutturma şansınız var. İnsanımıza ‘sen düşünme, sen muhakeme etme, sen duydukların ve okuduklarının içerisinden seçmeler yapma. Hazır ben sana sunacağım. Onlar içerisinden yapar söylersin’ deniliyor. İşte bugünkü eğitim sisteminin hali böyle. Birinci sebep olarak bunu görüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Gerilemenin ikinci sebebinin internet ve televizyon bağımlılığı olduğunu ifade eden Çeviksoy, “Günümüzde internet ve televizyonlar çok yaygınlaştı. Gençler, gerçek dünya ile değil sanal dünya ile daha çok hemhal oluyor. Bu da kitaplar ile aralarına mesafe koyuyor” dedi.

Osman Çeviksoy, hikayenin gerilemesinde üçüncü sebebin de “batı tarzı roman ve hikaye” olduğunu savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizde bazı yasak, bazı ayıp konular da kendi kültürüne bağlı olmayan yazarlar tarafından işlenmeye başlandı. Hikaye ve romanlarda, hiç bizim karşılaşmadığımız sorunlar işlenmeye başladı. Bu da bizim halkı okumaktan soğuttu diye düşünüyorum. Mesela uyuşturucu bizim hiç problemimiz değilken romanlarımızda uyuşturucu meselesi işlenmeye başlandı. Eşcinsellik bizim hiç problemimiz değilken, bizde bu işlenmeye başladı. Halk da dolayısıyla biraz soğudu ya da okurun azalmasına yol açan sebeplerden birisi de budur.”

– “Türkiye’de kitap yazmak para kazandırmıyor”

Türkiye’de yazarlığın para kazandırmadığını ve yazarak hayatını kazanamayan insanların yazmaktan uzak durduğunu anlatan Çeviksoy, “Türkiye’de yazmak, kitap yazmak para kazandırmıyor. Genel olarak kazandırmıyor. Ben Almanya’dayken iki hikaye kitabım basılmıştı. Ev sahibim bana sormuştu, ‘iki kitabın basılmış niye gurbettesin? Niye çoluğundan çocuğundan ayrısın?’ O iki kitapla köşeyi dönebileceğimi zannediyor. Almanya’da öyle oluyormuş tabii. Maalesef Türkiye’nin bir gerçeği” ifadelerini kullandı.

Osman Çeviksoy, “Günlük dil ile sanat yapılmaz” görüşünde olduğunu aktararak, şöyle devam etti:

“Elbette edebi dili olacak ama hayatın içinde yaşayan, insanların da anlayabileceği, bazılarının ‘güncel Türkçe’ dediği benim ‘yaşayan Türkçe’ dediğim dille yapılmalı sanat. Hikaye olsun, roman olsun, şiir olsun bununla yapılmalı. Buna sağlam gerekçeler de buluyorum. Mesela Yunus Emre 600 küsur senedir okunuyor. Bugün de çok zevkle okuyoruz ama o yüksek bir dille yapmamıştır. Halkın anlayabileceği, yaşayan Türkçe ile şiirlerini yazmıştır ve kalıcı olmuştur. Ben kalıcı dilin de yaşayan Türkçe olduğuna inanıyorum. Dil kendisini sürekli kendi seyri içinde yeniler ama kalıcı edebiyatın da kalıcı Türkçe ile işleyen Türkçe ile yapılabileceğine inanıyorum. Onun için de beni mümkünse herkesin anlayabileceği bir dili kullanmaya çalışıyorum. Yeni tutmuş kelimeleri de kullanıyorum ama kendimi zorlayarak, tutmamış kelimeleri ideolojik bir yaklaşımla kullanmıyorum.”

Yazdığı tüm hikayeleri hayatın içinden seçtiğini belirten Çeviksoy, “Sadece bir kurgu hikayem var. Onu da hiç kimse anlamıyor. ‘Bu da yaşanmıştır muhakkak’ diyorlar. Hayatta karşılığı olan konuları hikayelerime alıyorum. Tabii ki olduğu gibi almıyorum. Taklit hiçbir zaman güzel olmaz. Onu ben kendi hikaye anlayışım çerçevesinde yeniden kurguluyorum” ifadelerini kullandı.

– “Çok büyük iddiam yok”

Çeviksoy, tüm eserlerinde bir mesaj bulunduğuna dikkati çekerek, “Doğrudan söylemek yerine okuyucuya hikayenin bütünüyle bir şeyler hissettirmek. Okuyucuya söyleyeceğimiz bir şey yoksa onu niçin yazalım. Eğer okuyucu oradan bir şey almayacaksa ‘niçin okusun’ diye düşünüyorum. Mesajı slogan gibi düşünmemek lazım ama her hikayenin, her romanın okuyucuya söyleyeceği bir şey olması lazım. Bu olmazsa ben o kitabı yazmam” diye konuştu.

Hedefinin kalıcı eserler bırakmak olduğunu dile getiren Çeviksoy, sözlerini şöyle tamamladı:

“İnsanlar faydalanmasa da hiç değilse araştırmacılar, tezlerde kullandıkça insanın hoşuna gidiyor. Araştırmacıların araştırabileceği eserler bırakmayı istiyorum. Her Müslümanın inandığı gibi, insanların öldükten sonra da amel defterlerinin kapanmamasını sağlayan üç husus vardır. Bunlardan birinin de eser vermek olduğuna inanıyorum. Her hikayeye başlarken, sık sık yaptığım dualardan birisi de hayırlara vesile olmasıdır. İnşallah o nasip oluyordur. Çok büyük iddiam yok. Doğru ve güzel olduğuna inandığım konuları yazıyorum.”

Sponsorlu Baglantılar

GÜZELLER GALERİSİ
REKLAMLAR
GALERİ
REKLAMLAR
Editörün Seçtikleri

  • https://yandex ru/clck/jsredir?from=yandex ru;search;web;;&text=&etext=1822 gZI6hD97DC6Z5X8uZ9ATLgISjXTyq6njweSgFSSQ08gtLx9ibll6vkYQQfpoXfV3 2a6347470c59ab58c206c179f4442b8cf1450ba9&uuid=&state=_BLhILn4SxNIvvL0W45KSic66uCIg23qh8iRG98qeIXme
  • https://yandex ru/clck/jsredir?from=yandex ru;search;web;;&text=&etext=1820 gXGsBSP1Nx1ADknpyLBI3nXnazPA1_HnmpURPLjh8fMB3ROib8vm9Xt7iY-GhUkl 5786c062469a66e8bdabe6ffffa92a19ac1d9c16&uuid=&state=_BLhILn4SxNIvvL0W45KSic66uCIg23qh8iRG98qeIXme
  • ece seckin
  • https://yandex ru/clck/jsredir?from=yandex ru;search;web;;&text=&etext=1821 lqGA3Evby4EZb8uOXaIT3YNMYvtt7tUU83wg774FcIT8jcmOdBS5IIH7a1Mgp81a 8b08fea9cd310db886d5a62e00031652d57bf8af&uuid=&state=_BLhILn4SxNIvvL0W45KSic66uCIg23qh8iRG98qeIXme
  • https://yandex ru/clck/jsredir?from=yandex ru;search;web;;&text=&etext=1825 8TpD1ea9zu7ogEEsx-pCLAdQb-Tw8tQKMO4U4HfxZqE150q9g8c0CcZvNDyRXFg5 c5a82d0562191ffe4a662ef2f90e5f28230b4f3b&uuid=&state=_BLhILn4SxNIvvL0W45KSic66uCIg23qh8iRG98qeIXme
  • https://yandex ru/clck/jsredir?from=yandex ru;search;web;;&text=&etext=1824 HcbLtnjtjav7c4ZNKWq65pfnLCh6D_97RxK-YhQGOrjZqNgZGGJidtRNVdPFwRC- 5ea589bd2fc6578b36d3edc1959b40201a185cdc&uuid=&state=_BLhILn4SxNIvvL0W45KSic66uCIg23qh8iRG98qeIXme
  • adriana lima
  • https://yandex ru/clck/jsredir?from=yandex ru;search;web;;&text=&etext=1824 -Bxs58M8_CnBrMbpI98dOeTgau88GkWHROGIa9gisERmVzbt76zMGjE8uyKQxHm0 377a269bd247e5d4cb9dbbb50e89009be9904339&uuid=&state=_BLhILn4SxNIvvL0W45KSic66uCIg23qh8iRG98qeIXme
  • https://yandex ru/clck/jsredir?from=yandex ru;search;web;;&text=&etext=1821 vEq-9mt_Zfp7xFrdVyHUmVyLJ6uC1wQB801t2cVoTbA7SErXNvqIq7doBZfuFccG 144cddc45cc30e4125c5ca42c07a3c4a0628bb78&uuid=&state=_BLhILn4SxNIvvL0W45KSic66uCIg23qh8iRG98qeIXme
  • https://yandex ru/clck/jsredir?from=yandex ru;search;web;;&text=&etext=1822 tdDZ43MU6Lx5TECad-kJEGpKsOy5LA3hibyL1tG4Yxn92XwnM4GEf-Xrfzh2f6ia 53fc3e38fe0ef08cbb1afdd81db2dcf3cd152832&uuid=&state=_BLhILn4SxNIvvL0W45KSic66uCIg23qh8iRG98qeIXme